Birden çok kimlikle karşımıza çıkan başkahraman Añoranza Tórtolas hikâyesine İsveç’te kifayetsiz bir patronun yanında çalışarak başlar. İşi tehlikede olan roman kahramanlarını kurguya girerek kurtarmaktan ibarettir. Kurgudan kurguya giderken zaman nosyonunu da kaybeder. Gezgin bir ruhun romanlar ve yüzyıllar arasında kaybolması tezat ruh halleri ile anlatılırken, başkahraman hüzün ve romantizmin yanı sıra hayli eğlenceli bir roman ortamı içinde savrulup durur. Yazarın anlatım teknikleri ve post-modern anlatı denemeleri yaptığı bu ilk roman, ikinci cildi birincisinin arasına sıkıştırılmış sürprizlerle dolu bir anlatıdır. Adıyla İspanyol Altınçağı’nın önemli isimlerinden Calderón de la Barca’nın La Vida es Sueño (Hayat Bir Rüyadır) adlı eserine gönderme yapan eser Freud ve Jung’un rüya çalışmalarını da içeren, matruşkalar gibi iç içe geçmiş anlatılar sunar.

“İlk romanın çok ötesinde başarılı.”
Prof. Dr. Jale Parla
“Bir gökdelenden atlamak gibi: heyecanlı, isteseniz de duramıyorsunuz ve her saniye farklı bir kat görüyor insan.”
Prof. Dr. Cem Say
336 sayfa, Gendaş, 1998.
Prof. Dr. Jak Deleon